Giriþ
 
Güzel Ahlaký Yazdýr E-posta

Allâh ve Rasülünün âþýðý, Hak aþýðý, Hak dostu ..

O hayatý ile Allâh’a ve Rasülüne nasýl âþýk olunacaðýný gösterdi. Onun muradý, ne dünya ne de dünya içindeki olanlar; onun asýl muradý, her yerde ve her mekânda hakikat nurunu aramak, Allâh’ýn rýzasýný kazanýp cemalini görmek, hak ve hakikate ermek. O da her fâni gibi dünyaya geldi, kulluða yakýþýr bir þekilde hayat sürdü, gönüllere taht kurdu. Dünyanýn dört bir tarafýnda onun sevgisi gönüllerde yaþýyor.

O, hiç kimsenin övgüsüne ve iltifatýna ihtiyaç duymamýþ, kendisini metheden birine “ Oðlum! Ben Allâh’ý ve Rasülünü seviyorum, sen de onlarý sev” demiþtir. Þöhretten ve riyadan son derece kaçýnmýþtýr. “Bana türbe yapmayýn, bir taþ dikin yeter” demiþtir.

Kimseler bilmez benim iþimi

Bu aþkýn yoluna koydum baþýmý

Dikmesinler benim mezar taþýmý

Gecelerde doðdu nur-u Muhammed

Ziyaretçilerinden birisi. "Hacý Ahmet Aða bazý kiþiler senin hak­kýnda kötü sözler sarf ediyorlar." deyince, "Benim Allâh ile aram iyi ise, herkes bana kötü dese ne çýkar. Benim Allâh ile aram kötü ise herkes bana iyi dese ne çýkar" diyerek þu beytini okumuþtu:

Kimi atlý kimi yayan

Her ameller olur ayan

Ýçmiþim aþkýn þarabýn

Ýsterse desinler yalan

Güzel ahlâk sahibi, çok merhametli bir insandý. Kollarýný açýp ümmeti Muhammedi kucakladý, sanki herkes onun evladý ve torunu gibiydi. Evinin kapýsý gece ve gündüz herkese açýktý. Küçük ve büyük herkese hizmet etti. Meseleleriyle ilgilendi, dertlilerin dertlerine çareler aradý, istisnasýz herkese duâ etti. Yetimi, öksüzü görüp gözetirdi. Hediye vermeyi seven cömert bir karakteri vardý. O halkýn içinde halktan biri gibi, fakat gönlü daima Hak’la beraber olan bir Hak eriydi.

Az uyuyan, çok ibadet eden ve az gülüp çok aðlayan kimselerdendi. Ciddî, vakur ve daima tefekkürlü bir hâlde bulunurdu. Celâlli oluþunun ardýnda kullara ve mahlûkata karþý ince bir merhameti vardý. Gözü gönlü öbür âleme dönüktü. Kaza ve kadere boyun eðip, kaderine razý olan sabýr numunesiydi. Kendine has manevî bir kokusu vardý, eline aldýðý ve kullandýðý eþyalar o güzelim kokuya bürünürdü.

Manevî ilme sahip olduðu için, âlim bir insanla sohbet ederken o da âlim olurdu. Dünya sanki avucunun içinde gibiydi. Unutkanlýðý yoktu, ‘hatýrlayamadým’ demezdi.

Misafir odasý her gün, bilhassa hafta sonlarý dolar taþardý. Gelen ziyaretçiler, elini öper, yaptýðý sohbetlerinden ve en çok da okuduðu þiirlerden manevi haz alýrlardý. Gelen misafirin durumuna göre kendini ayarlar, kimseyi incitmemek için azami gayret gösterirdi. Kendisini ziyaret edecek olan deðerli zatlar için hazýrlýk yapardý. Sorulara anýnda cevap verirdi. Þayet bilemediði veya istiþare etmesi gereken bir soru olursa “bana az müsaade edin” deyip odadan ayrýlýr, ya baðýn köþesine kadar gider yahut bahçenin ortasýna kadar düþünerek yürür; döndüðü zaman “durum bundan bundan ibaret” diyerek cevabýný verirdi.

Bazen de kendini gizlemek için “ben bir þey bilmiyorum, çobanýn birisiyim” derdi. Hakikate bakarsan, Allâh’ýn ilmi karþýsýnda kulunun bildikleri ne olabilirdi ki. Tevazu sahibi olduðundan kendini büyük göstermemek için olaylarýn bir ucunu, deyim yerinde ise küllerdi. Ýnsanlarý kendisine deðil Rabbine yönlendirdi.

Nemelâzýmcýlýðý yoktu. Dünya Müslümanlarýnýn derdi onun derdiydi. Mýsýr’daki Ýslâm âlimlerinin asýlmasýndan dolayý o kadar müteessir olmuþtu ki iki gün hasta yatmýþtý

Beþ vakit namazýný camide kýlardý. Camiye gidip gelirken yere bakarak -sanki bir þeyler kaybetmiþ de onu arýyor gibi- düþünceli, aðýr aðýr hareket ederdi. Çok güzel giyinir, temizliðine çok dikkât ederdi. Abdest alýrken, namaz kýlarken çok emek çekerdi. Namazý hiç bitmez zannedilirdi. Geceleri uyumaz, sabaha kadar ibadet ederdi. Gerek beyitlerinde gerekse sohbetlerine seher vaktinin önemini defalarca beyan etmiþtir. Bizlere ve gelen giden misafirlerine bir çok tavsiyelerde bulunmuþtur.

Ýhtiyarlýðýnýzda genç yaþamak istiyorsanýz, onu bunu bahane etmeden, beþ vakit namazýnýzý camide cemaatle kýlýn. Dizlerinize sarý su inmeden, genç iken namazý çok kýlýn. Çocuklarýnýzýn rýzkýný helalinden kazanýn, alnýnýzýn terini yiyin; kimsenin eline bakmayýn. Bu din Allâh’ýn dinidir. Allâh ne derse onu yerine getirin. Hizmet ehli olun, hizmetten geri kalmayýn. Allâh sonumuzu hayra getirsin, Allâh hakkýmýzda hayýrlýsýný versin” derdi.

Yine sohbetlerinde, dünyanýn yaradýlýþýndan, peygamberlerin hayatýndan, Peygamber Efendimizin ve ashabýnýn hayatýndan bahsederdi. Büyük veliler ve âlimlerle ilgili kýssalar da anlatýrdý. Sohbetine katýlanlar büyük bir haz duyardý. Duygusal anlar yaþanýrdý. Herkes memnun kalarak, tekrar buluþmak niyetiyle, selâm ve duâsýný da alarak ayrýlýp giderlerdi. “Allâhým! Sev bizi, sevdir bizi; dünyada ve ahirette aðlatma güldür bizi” diye dua ederdi. Sohbetinden ve aþkla söylediði beyitlerinden sonra mutlaka “Allâh hakkýmýzda hayýrlýsýný versin! Ýmanýmý kurtarabilirsem ne mutlu bana” deyip, korku ile ümit arasýnda yaþardý.

Her türlü eza ve cefaya katlandý. Bir taraftan dünya meþgalesi, öbür taraftan halkýn eziyeti… Hepsinden zor olaný ise aþk ateþinin onu yakmasýydý.

Ben âþýðým, maþukumu ararým

Ne mekâným vardýr ne de kararým

Dünya benim olsa bir tat alamam

Tecelli eyleyen nuru ararým

Dünya ve ahiret çalýþma ile kazanýlýr. Herkesin mutlaka çalýþmasý ve mücadele etmesi gerektiðini söyler:

Okudun mu Ýlm-i dünni  bu esrarý bilmeye

Göz hicabýn kaldýrdýn mý, hak yolunu görmeye

Âciz mi yaratan Hüdâ’m, kula nusrat vermeye

Din hakkýnda sen de çalýþ, gül baðýna girmeye

Kendini âciz, günahkâr ve âsî bir kul olarak görür:

            Bu zalim nefsimi öldüremedim

Yetmiþ bin hicabý kaldýramadým

Hakikat deryasý çaðlayýp akar

Ben bir katresini dolduramadým

Bütün bunlara raðmen manevî birçok nimetlere vâsýl ve bir çok ilimlere vâkýf olduðunu da bildirir:

           Girmiþim Hakkýn baðýna, koparmaya gül de var

Lâleler çiçekler açmýþ, içinde sümbül de var

Dinle kuþlar avazýný içinde bülbül de var

Gördüm huriler safýný, saçlarýnda sim de var

Yine ahvali bilinmeyen, sýrlarla dolu bir Hakk dostudur. Kendisini ancak Hakk ilmine sahip olanlarýn bilip anlayabileceðini þu mýsralarýnda dile getirmiþtir:

Hakikat bahrine daldým, el-aman nefsin elinden

Hak hakikati bilenler, anlarlar Hakkýn ilminden

Bülbül bile güle âþýk, alýr reyhanýn gülünden

Ben bir cemâle âþýðým, kimse bilmez ahvalimden

Cenabý Hakka þöyle duâ eder:

Âlemlerden fazla, isyaným benim

Âsiye deðil mi ihsanýn senin

Gelmiþim kapýna gitmezem gayri

Affýmý isterim maksudum benim

Onlar ölmez, esas ölü olan bizleriz. Maneviyat âlemi, bizlerin bilemeyeceði bir âlem… Her þeye raðmen Allâh’ý, Rasülünü ve Rasülünün izinde gidenleri; onlara dost olanlarý, onlarý çok sevenleri bizler de seviyoruz.

Sözümün nihayeti yoktur.

Benim de isyaným çoktur.

Gitme Hakk’ýn kapýsýndan

Baþkasýndan fayda yoktur.
 
< Önceki   Sonraki >