| Son Günleri ve Vefatý |
|
|
|
Son zamanlarýnda hasta yatarken "Sen gidince bizler ne yapacaðýz Ahmet Aða?" diye aðlamaya baþlayan misafirlerine, yataktan doðrularak "ALLÂH var oðlum. Allâh var, keder yok!" demiþtir. Evlatlarýndan birisi eline varýp, "Baba hakkýný helal et" dediði zaman "Oðlum bende üç emanet var. Onlarý sahiplerine verirsen, hakkýmý helal etmiþ olacaðým. Sen olmasan da onlar emanetleri alýp götürecekler. Ama sen de onlarý görsen iyi olur" der. Ve tarihler 8 Haziran 1969 Perþembeyi gösterirken rahmet-i Rahman’a kavuþur. Vefatýndan bir kaç ay sonra. “Haydi, odaya gel emanetleri ver.” diye bir ses duyar. Odaya geldiði zaman odanýn kapýsý kilitli olduðu hâlde iki kiþi içeride namaz kýlmaktadýr. Hemen o da namaz kýlmaya baþlar. Birisi bembeyaz örtüler içerisinde kapalý bir vaziyettedir. Açýk olan konuþur. “Sen otur dayanamazsýn.” der. Gece sabaha kadar namaz kýlarlar. Emanetleri isterler. Emanetlerin birisi Tayy-i Mekân elbisesi. Birisi mühür, öbürü de þeceredir. “Beraber kabrine kadar gidelim. Babanýn kabrini birlikte ziyaret edelim.” derler. Yolda giderlerken bir þahýs bunlarý görür. “Bu adam fazla yaþamaz” derler. Kapalý ve bürgülü olan kabristanýn biraz dýþýnda namaz kýlar. Namaz kýldýðý yerde o sene otlar kurumaz. Kabirden ayrýlýp aðaçlýk bir yerden geçerlerken içlerinden bir tanesi ‘ALLÂH!’ deyince aðaçlar secdeye kapanýr gibi olur. Oðlu oraya düþer bayýlýr. Onlar da giderler, gözden kaybolurlar. Kabri, Lâdik Kasabasý mezarlýðýndadýr. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
Son Günleri ve Vefatý 
