|
Ladikli Ahmet Aða ve terk-i dünya edenler Cenabý Allah’ýn takdir ettiði ömrü tamamlayanlar birer birer terk-i dünya ediyor. Geride býraktýðýmýz ay ve günlerde Dr. Ahmet Said Uðurlu, Dr. Abdurrahman Cantekinler, GSÝM Spor Þube Müdürü Suat Gücüyener’in babasý Mustafa Gücüyener, mahallemizin Hacer annesi ve yapaðýcý merhum Reþit Eðerci’nin küçük oðlu, Mithat Eðerci’nin kardeþi Muzaffer Eðerci âhirete intikâl etti. Ruhlarý þadolsun. Levh-i takdir (Allah’ýn insanlar için önceden takdir ettiklerinin yazýlý olduðu levha) böyle yazýldýðý için emr-i ilâhîye kimsenin bir itirazý olamaz. Lâdikli Ahmet Aða ve Süleyman Özkafa Hocaefendi’nin vefatlarýnýn yýldönümleri de geçtiðimiz günlere rastladý. 36 yýl önce aramýzdan ayrýlan Lâdikli Ahmet Aða’yý görenler belki az, ancak duymayan kalmamýþtýr. Çünkü; enbiya ve evliya diyarý, arif kiþilerin yurdu Konya’mýzýn mânevî direklerinden bir gönül adamýydý. “Ben bir çobaným” diyerek ümmî olduðunu söylerdi, fakat irticalî (hazýrlýksýz, içinden geldiði gibi) konuþmalarý ve aðzýndan dökülen þiirler birer hikmet-i ilâhî idi. Gazetemizin Çarþamba günleri verdiði “Akademik Sayfalar” ekinin Ahmet Aða için hazýrlanan özel sayýsýnda doðum tarihi 1888 olarak belirtilmiþ ki, doðrudur. Eskiden Osmanlý vilâyetlerinden olan Gazze’de Ýngilizlere karþý savaþtýklarý asker arkadaþý, babamýn eniþtesi ve kayýnpederimin babasý olan Yataðanlý Hacý Ahmet Aða da 1888’li idi. Bu nedenle, “Akademik Sayfalar” ekinde Kâmil Uðurlu ve Ýhsan Kayseri tarafýndan ileri sürülse de 1897’de 9 yaþýnda bir çocuk iken seferberlikte askere alýnmasý mümkün deðil. Hacý Ahmet Aða, içinde bulunduðu mânevî hâlin üzerine Gazze’deki savaþ sýrasýnda geldiðini Lâdik’teki evinde bir ziyaretimizde þu sözlerle anlatarak bir þekilde iþaret etmiþti: “Çölde hava öyle sýcaktý ki yumurtayý kuma gömecek olsan 5 dakikada piþerdi. Ýslâm þehidinin haddi hesabý yoktu. Yanýmdaki arkadaþým da þehid olmuþtu. Sol göðsümün üzerinde bir sýzý hissettim, elimi götürdüm kan bulaþýnca vurulduðumu anladým ve ‘Yarabbi bana da þehitlik nasip et, ya da sað sâlim memleketime kavuþtur’ diye dua ettim. Sýcak ve kan kaybýndan kendimden geçmiþim. Aradan ne kadar zaman geçti bilemiyorum, kendime gelince aksakallý bir pir-i fânînin baþýmý kolunun üzerine aldýðýný gördüm. Bir tas su verdi, vallahi azîm serinliðinin ayak parmaðýma kadar gittiðini hissettim. Hiç konuþmadan beni terkisine alarak rüzgâr hýzýyla atýný sürdü. Tekrar kendimden geçmiþim, ne kadar yol gittiðimizi bilmiyorum. Kendime geldiðimde bir vâhada idik. Ayný ihtiyar yanýma geldi, bir tas su daha verdi ve beni terkisine alarak yola koyulduk. Bir hayli yol gittikten sonra uzaktan Hilâl-i Ahmer (Þimdiki Kýzýlay) çadýrlarý göründüðünde attan indik. O ana kadar tek kelâm etmeyen, kim olduðunu söylemeyen yaþlý adam baþýndaki puþuyu çadýrlara doðru sallamaya baþladý. Çadýrdan birkaç kiþi çýkarak bize doðru koþmaya baþladý, ben onlara bakarken baþýmý çevirince ihtiyarýn atý ile kum tepesinden inerek kaybolduðunu gördüm. Gelenler beni bugünkü Suriye sýnýrýna yakýn bir yerdeki seyyar hastane olan Hilâl-i Ahmer çadýrýna götürerek yaramý sarýp, nereden geldiðimi sordular. Olup biteni anlatýnca inanamadýlar. Çünkü biz giderken oradan Gazze’ye 21 saatte ulaþmýþtýk. Tedaviden sonra iyileþerek Ladik’e döndüm. O pir-i fânî yýllar sonra bir kýþ günü bu hücreye ziyaretime geldi. Kendisiyle uzun uzun sohbet ettik, fakat kim olduðunu gene söylemedi amma, Allah-ü âlem Hýzýr Aleyhisselâm’dý. Daha sonra da geldi, acý soðuklarda gelirdi.” Ahmet Aða söylemedi, ancak bütün hikmetin o ihtiyarýn içirdiði 2 tas suda olmasý gerektir. Bunlarý dinleyenlerden birkaç kiþi halen hayatta bulunuyor. Hacýveyiszâde Mustafa Kurucu Hocaefendi’nin de yakýn dostu olan Lâdikli Hacý Ahmet Aða o ziyaretimizde baðdaþ kurup oturduðu yer yataðýnýn baþ ucundaki sandýktan çýkardýðý teneke kutuyu oðluna verirken “Yabancý bir ziyaretçi getirdi” diyerek, misafirlerine Seylan çayý demletmiþti. Hacý Ahmet Aða’nýn ziyaretçilerinin arasýnda bazý Ýslâm ülkelerinin Devlet Baþkanlarý, elçiler, yüksek rütbeli subaylar, din adamlarýnýn bulunduðu ve iþaret ettiði gibi Hýzýr Aleyhisselam ile yüz yüze görüþtüðü bilinir. Bunlarý anlatmak günler sürecek bir yazý dizisi olabilir. Ayrýca Ahmet Aða ile ilgili çeþitli kerâmetler de dilden dile dolaþmaya devam ediyor. Bir grupla ziyaretimizde “80 yaþýmdayým, ömrümüzü boþa geçirmiþiz” diye dertlenmiþ, ancak hikmet dolu konuþmasýyla herkesi manâ âlemine götürüp getirmiþti. Kýsmetse yarýn da merhum Dr. Abdurrahman Cantekinler’den dinlediðim Ahmet Aða ile ilgili bir hatýrasýný nakletmek istiyorum. |