Giriþ
 
Ýhsan Çalýþkan Aðabey'in aziz hatýrasýna! -4 Yazdýr E-posta

Ýhsan Çalýþkan Aðabey'in aziz hatýrasýna! -4

 

 

Üstad dünyanýn en temiz insanlarýndan birisidir. Yemesi, içmesi, elbisesi, odasý her þeyi tertemizdi. Bir gün gazeteci olan birisi bana : “Dünyanýn en temiz insaný kimdir?” þeklinde bir sual sordu. Ben de: “Üstadým” dedim. O þahýs: “Bunu ispat et” dedi. Ben de Üstadýmýn yoðurdu çok sevdiðini ve her gün yoðurt yediðini söyledim. Böyle olmakla beraber herkes koyun yoðurdunun iyi olduðunu tahmin eder. Fakat Üstadým daima inek yoðurdunu tercih ederdi. Çünkü koyun ve keçi sütünü saðarken o günkü þartlarda temiz bir süt elde etmek çok zordu. Sütün içerisine mutlaka bu hayvanlarýn hem kýl ve yünlerinden, hem de dýþkýlarýndan pislik gitme ihtimali çok fazlaydý. Halbuki inek konusunda böyle bir tehlike yoktur. Bu konuþma sýrasýnda orada bulunan bir köylü çocuðu da vardý, O da bunu böyle kabul etmiþtir. Onun için de Üstad ýsrarla inek sütünün üzerinde bence bundan dolayý duruyordu.

Üstadým en çok yýldýz þehriyeyi severdi. Çanak temiz olacak. Þehriye yýkanacak. Su kaynayacak. Çorbanýn içine kýrýlacak yumurta iyice yýkanacak. Ondan sonra piþirilecek. Üstad yumurtayý bile yýkatmadan piþirtmezdi. Kýrdýrtmazdý. Maddî ve mânevî temizliðe çok çok dikkat ederdi.

Üstadýn evi þehrin orta yerindeydi. Altýnda da kilimci Sabri Amca diye birisi vardý. Üstadýn komþusu olduðu için kimse olmadýðý zamanlarda Üstada devamlý yardýmcý olurdu. Her zaman girip çýkmak dikkat çekiyordu ve zordu. Bunun için bu kilimci Sabri Amcanýn dükkânýnýn içinden bir adam veya testi sýðacak kadar bir menfez-delik- açtýk. Oradan Üstadýn ihtiyaçlarýnýn daha rahatlýkla karþýlamaya baþladýk. Aksi halde her zaman girip çýkmaya resmî yetkililer müsaade etmiyorlardý. Ýhtiyaçlarýný karþýlamak için arka cepheden bir menfez açmak icabetti ve öyle yaptýk. Oradan ihtiyaçlarýný karþýlýyorduk.

Üstad geldikten 44-45 gün sonra dedem vefat etti. Ama Üstadý görmesi de nasip olmadý. Bu arada ilk bayramý olduðu için babam Osman Çalýþkan Üstadýn ziyaretine gitmedi. Halbuki bizde büyükleri ziyaret etmek farz gibidir. Sebebi ise, halk: “Bak bak kendileri hocaefendiyi ziyaret ediyorlar. Bizi ettirmiyorlar” þeklinde dedikodu yaparlar diyeydi. Bu bayramda babam ziyaret etmeyince, ertesi gün, Ceylan abi vasýtasýyla babamý çaðýrýyor. Niçin bayramda kendisini ziyaret etmediðini soruyor. Babam da yukarýdaki gerekçeli cevabý verince, “Kardeþim Osman senin benim ziyaretime gelmen lazýmdý. Sen hanedanýn en büyüðüsün. Beni her zaman ziyaret etmeye mecbursun” diyor.

Babam boynunu büküyor ve: “Üstadým evin etrafýnda askerler, bekçiler var. Nasýl gelebilirim?” deyince de Üstad, “Kardeþim Osman! Kapýmýn önüne bir tabur asker getirseler dizseler ben onlara raðmen istediðimi seçer alýrým, hiç kimsenin müdahalesi de olamaz, kimse de mani olamaz” diyor.

Bu arada önemli bir þey: Üstad her bayramda hem Kur’ân yazýsýyla, hem de Lâtin harfleriyle “Bayramýnýzý tebrik ederim. Kardeþlerim, rahatsýz olduðum için sizleri kabul edemiyorum. Ben sizlere dua ediyorum, sizden de duâ bekliyorum. Said Nursî” þeklinde kapýsýna yazý yazdýrýr ve asardý.

Zehirlenme meselesinde babam Üstadýn yanýna gidiyor, “Üstadým Ankara’dan gelen emirle siz zehirlendiniz. Sizi zehirleyecekleri size malum olmadý mý, ihtar edilmedi mi? O zehirli yoðurdu yememeniz lazým deðil miydi?” diye soruyor.

Üstad çok önemli bir sýrrý açýklayarak sonunda da babama bunu kimseye söylememesini sýký sýkýya hatýrlatýyor ve þöyle diyor: “Kardeþim Osman benim bu zehri yemem gerekiyordu. Çünkü ben Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’in soyundan geliyorum. Onlarý bu mukaddes dâvâ namýna þehit ettiler. Beni de þehit etmek istiyorlar, ama muvaffak olamýyorlar. Ama sakýn bu konuyu bir daha kimsenin yanýnda açma!” diye de tembihliyor.”

Konya Ladikli’den Ahmet Aða’yý Eskiþehir hava üssünden görevli Turhan Feyzioðlu’nun amcasýnýn oðlu Reþat albay ziyaret ediyor. O ziyaret esnasýnda Ahmet Aða ehli kalp bir insan olduðu için kendisine malum olan bir hadise için Albaya, “Sana bir dehþetli hadiseyi anlatayým mý? Ben Hýzýr (as) ile konuþtum, Eskiþehir’de müthiþ bir deprem olacak. Üstadla birlikte duâ edelim” diye teklifte bulunuyor. Üstada bu durumu bildirdikleri zaman: “Kardeþim ben þu anda rahatsýzým, siz gidin ben sizinle beraberim” diyor. Daha sonra da Üstad 27-28 gün Eskiþehir Kanlýpýnar mevkiine arabasýyla gelip gidiyor. Yanýnda Zübeyir Aðabey var. Bu müddet boyunca Eskiþehir sallanýyor.

Üstad aðabeylere de bir araya gelip ders yapmalarýný söylüyor. Bir grup talebe de bir araya gelip bu müddet zarfýnda ders yapýyorlar. Eskiþehir’de bu müddet zarfýnda, depremin sarsýntýlarýyla derinden derine beþik gibi sallandýðý rivayet ediliyor.

Üstad Urfa’ya gitmeden önce Pazartesi günü Emirdað’a geldi. Çarþambaya kadar kaldý. Çarþamba günü herkesle tek tek helallaþýp ayrýldý.

Bu arada bana kendisi Zübeyir Aðabey hakkýnda da bir bantlýk konuþma vebali vermiþti. Ama onu iki defa aramama raðmen ulaþamamýþtým.

Allah gani gani rahmet eylesin, makamý cennet olsun. Ruhu þadolsun.

— SON —

04.03.2003

E-Posta: Bu mail adresi spam botlara karþý korumalýdýr, görebilmek için Javascript açýk olmalýdýr

 

 
< Önceki