| Mersiye |
|
|
|
(Yazýlýþ tarihi: 2 Rabiulahir 1389 / 17 Haziran 1969) (Lâdikli Ahmed Sultan Aleyhirrahmetü ve’l-ðufrân[1] Hazretleri hakkýndaki mersiye-i kemâl-i pür-isyân)[2]
Ýtdi ikmâl-i ömür,[1] fahr-i zamân[2] Ahmed Aða Þâhbâl[3] açtý, olup Adn’e[4] revân[5] Ahmed Aða Gaybe[6] göz, gaybe kulak, gaybe lisân Ahmed Aða Sýrr-ý Sübhân,[7] sened-i emn ü emâ[8] Ahmed Aða Ne belâ! Göçtü Lâdik köylü çoban Ahmed Aða
Bâb-ý rahmette [9]denilmez bu kadâdýr[10],bu emir Dâima ehlinedir âtýfet-i Rabb-i Kadîr[11] Ýktisâbý[12] ne medi[13] nûr edip olmuþtu o pîr Küllüküm raine enmüzec bi þibhi nezir[14]
Memleket halkýna Hak’tan ihsân idi o Sâhib-i tâc-ý velâyet[15] ulu sultân idi o Çýrpýnan tenlere cân, cânlara cânân idi o Büyük insân idi elhak[16] büyük insân idi o
Gerçi ümmî idi, lâkin bu meziyetti ona Okuyup yazmasý ne vâcip, ne sünnetti ona Pîþ-i üstâda[17] diz çökmesi külfetti ona Verilen gizlice dersi ehadiyetti[18] ona
Evliyâ zümresinin kâfile salârý[19] idi Yediler meclisinin haz(i)ne-i esrârý[20] idi Düþse kim berzah-ý teþvîþe[21] rehâkârý[22] idi Kudret-i fâtýranýn[23] mevhibe-i mîmârý[24] idi
Eþi ender bulunur server-i zî-câh[25] idi o Çünkü hem zâhire hem bâtýna âgâh[26] idi o Hâce-i medrese-i mârifetullâh[27] idi o Südde-i pâkini[28] gördüm ulu dergâh idi o
Tutarak kendini aðyâre[29] nihân[30] yýllarca Nice hikmetleri etmiþti âyân[31] yýllarca Hýz(ý)r’a olmuþtu refîk-i cevelân[32] yýllarca Ona koþmuþtu cihân pür-heyecân[33] yýllarca
Zahirî[34] hâle bakarsan o yatar yerde bugün Hazretin kabri hakîkatte gönüllerde bugün Düþmesin þudekân[35] kaygýlanýp derde bugün Sürünün sevki[36] Hasankaleli[37] bir erde bugün
O ser-efrâz-ý melek-rû[38] Melik-i mülk-i reþâd[39] Müstemendâne[40] dürr-i lütfunu kýlmýþtý küþâd[41] Sayýsýz gümrehi[42] etmiþti, verip ders-i irþâd Nice me’yûsu[43] elemnâkde[44] bir lahzada þâd[45]
Râm-ý emriydi[46] Paris, Londra, Bonn, Pedrograd[47] Elli yýldan beri halk üstüne germiþti kanad Adý olmuþtu en’âmýn[48] överek andýðý ad Yeridir kalmadý artýk der isek, dehirde[49] tad
Þimdi Peygamber-i Zîþân[50] iledir cennette Kutba[51] mevkice muhazî[52] idi kurbiyette[53] Yoktu mânendi[54] velîlik denilen devlette Koptu bir velvele[55] fevtiyle[56] der-i izzette[57]
Rûy-ý pâkinde[58] nümâyândý[59] cemâl-i Nebevî[60] Dense þâyândý[61] eðer hâline hâl-i Nebevî[62] Bi-kem ü keyf[63] ona kalmýþtý kemâl-i Nebevî[64]
Bir belâ fidyesidir mevti[65] velînin derler Böyledir cilvesi hükm-i ezelînin[66] derler Her velî lem’asýdýr[67] feyz-i Celînin[68] derler Remzidir[69] bezm-i meallâhda[70] “li”nin[71] derler
Fecrimiz attý deyip gün dolunur ay dolunur[72] Öyle bir fecir ki tâ haþre kadar yâd olunur Yok, gül olmakta da iþ, esti mi bir yel solunur Karalar baðlayarak diz dürülür, saç yolunur
Kimse artýk dilemez pertev-i mihr ü mâhý[73] Hazretin himmetidir[74] þah (u) geda dilhâhý[75] Tutacak âlemi, ihvân-ý tarîkin[76] âhý Olacak merkadi[77], uþþâk[78] ziyâretgâhý
Belki sarmazdý sarýk, belki de giymezdi çedik[79] Açtý heyhât gönüllerde ufûliyle[80] gedik Böyle(ce) koy kabrini, ister koþup[81] ister taþ dik Ýftihâr etmelidir[82] zât-i azîziyle[83] Lâdik
Nâgihân[84] bastý bâd-ý hazân[85] gülistânýmýzý Kay(ý)bettik þu beyabânda[86] nigehbânýmýzý[87] Bize hak yol bu diyen, rehber-i irfânýmýzý[88] Bedelen[89] alsa saâdetti, Hüdâ cânýmýzý
Buldu nakliyle[90] uður, nâþýný,[91] hâlkýn omuzu Döksün Ýran yaþ(ý), yas eylesin Afgan Oðuzu[92] Boðdu mâtemlere yârâný[93] haziran dokuzu Ýnlesin mevtine[94] göklerde hamel[95] yerde kuzu
Mürþid-i Es’ad-ý dergâh-ý kelâmî[97] giryan[98] Âb-ý rûy-ý urefâ[99] hazreti Samî giryân Hep mürîdân u muhibbân-ý kirâmî[100] giryân Nakþibendî ve Rufâî ve Melâmî giryân
Zevk-i tevhîd[101] bedîdâr[102] idi zâtýnda bize Vererek ders-i fütüvvet[103] harekâtýnda bize Nazar atmýþ[104], el uzatmýþtý hayâtýnda bize Eriþir himmeti elbette memâtýnda[105] bize
Az gelir âleme bir böyle vücûd-ý eþref[106] Onu kýlmýþtý Hüdâ, zümre-i aktâba[107] halef[108] Darbe-i kahrýna[109] gör ki ecelin oldu hedef Verecektir ünü tarihe ebedi(yyen) þeref
Tarihî Rubâî[110] Firdevs’e bugün oldu revân Ahmed Aða Ünvânca Lâdik köylü Çoban Ahmed Aða Tarihini feryâd ederek yazdý Kemâl Göçtü ulu sultân-ý zamân Ahmed Aða[111] Ýrtihâli: 24 Rabiulahir 1389 / 9 Haziran 1969KEMÂL EDÝP KÜRKÇÜOÐLU [6] gayb:görülemeyen þeyler. [7] sýrr-ý Sübhân: Sübhân olan (Allâh)’ýn sýrrý [8] sened-i emn ü emân: emniyetin ve emanetin güvencesi [9] bab-ý rahmet: rahmet kapýsý [10] kadâ: aksilik, musibet, felaket, kaza [11] atýfet-i Rabb-i Kadîr: gücü yeten Rabbin iyilikleri [12] iktisâb: kazanç [13] ne medi: anlamsýz bir kuruluþ. (medî: gayet, son, akýbet) [14] küllüküm râine enmüzec bi þibh-i nezîr: metin tam olmamakla beraber “ Peygamber gibi, ona uymak için hepiniz çobanlýk yaptýnýz” gibi bir anlam olabilir. [15] Sâhib-i tâc-ý velâyet: velîlik tacýnýn sahibi [16] elhak: gerçekten [17] pîþ-i üstâd: üstadýn önü [18] ehâdiyet: Allâh’ý birlemek [19] sâlâr: reis, baþ, lider, kumandan, önder [20] hazîne-i esrâr: sýrlar hazinesi [21] berzâh-ý teþvîþ: kargaþalýk huzursuzluðuna [22] rehâkâr: kurtarýcý [23] Kudret-i fâtýra: yaratýcý kudret (Allâh) [24] mevhibe-i mimarý:en güzel þekilde yaratýlmýþ bir ihsâný [25] sever-i zî-câh: makam sahibi bir reis, baþ. [26] Âgâh: ârif, bilgili, haberli. [27] Hâce-i medrese-i mârifetullâh: ilâhî bilgilerin öðretildiði medresenin hocasý [28] südde-i pâk: tertemiz kapý eþiði [29] aðyâr: yabancýlar [30] nihân: gizli [31] âyân: açýk, zahir [32] refîk-i cevelân: gezici arkadaþ, gezme arkadaþý [33] pür-heyecân: heyecan dolu [34] zahirî: görünen [35] þudkân/þudekân::geçmiþ gitmiþ olanlar,geçmiþ zaman adamlarý, vefat edenler [36] sevki: idaresi [37] Hasankale: Erzurum’a baðlý bir kasaba. Erzurumlu Ýsmail Hakký’nýn doðduðu yer. [38] Ser-efrâz-ý melek-rû: melek yüzlü ve seçkin, mümtaz [39] melik-i mülk-i reþâd: doðru yol (Ýslâm) ülkesinin hükümdarý [40] müstemendâne: aman verilmiþ, affedilmiþ, izin verilmiþ [41] dürr-i lütfunu kýlmýþtý küþâd: lütuf / iyilik incisini/hazinesini açmýþtý [42] gümreh / gümrâh: yolunu kaybetmiþ, kötü yola sapmýþ [43] me’yûs: ye’se düþmüþ, kederli, ümitsiz [44] elemnâk: elem dolu bir hâl [45] þâd: sevinçli, mutlu, bahtiyar [46] râm-ý emriydi: emrine ram / amade idi [47] Pedrograd: Rusya’da bir þehir [48] en’âm: halk, yaratýlanlar [49] dehr / dehir: dünya [50] zîþân: þan ve makam sahibi [51] kutb: veliler arasýndaki manevî lider / baþkan [52] muhâzî: bir hizada bulunan [53] kurbiyet: yakýnlýk, Allâh’a yakýnlýk [54] mânend: benzer, eþ [55] velvele: gürültü, patýrtý [56] fevt. Ölüm, vefat [57] der-i izzet: yücelik, ululuk kapýsý [58] rûy-ý pâk: tertemiz yüz [59] nümayân: görünen, âþikâr, zâhir [60] cemâl-i Nebevî: Peygamberin yüzü, yüz güzelliði [61] þâyân: uygun, yakýþýr, lâyýk [62] hâl-i Nebevî: Peygamberin hâli [63] bî-kem ü keyf: nasýl ve ne kadar olduðu bilinemez bir þekilde [64] kemâl-i Nebevî: Peygambere ait üstünlükler e güzellikler [65] mevt: ölüm [66] hükm-i ezelî: Allâh’ýn takdiri [67] lem’a: ýþýk, nur, aydýnlýk [68] feyz-i celî: açýk ve âþikâr feyiz [69] remz: iþaret [70] bezm-i maallâh: Allâh’la beraber bulunulan meclis [71] “li”: elest meclisi kastedilmiþse “belî” kelimesinin “lî” kýsmýna telmih vardýr. (ayr. “velî” deki “lî”) [72] dolunmak: batmak, ufuktan kaybolmak [73] pertev-i mihr ü mâh: güneþ ve ayýn ýþýðý [74] himmet: manevî yardým, ihsan, lütuf [75] dilhâh: gönlün arzusu [76] ihvân-ý tarîk:manevî yolun kardeþleri [77] merkad: kabir, mezar [78] uþþâk: âþýklar, sevenler [79] çedik: eskiden alimlerin giydiði ayakkabý [80] ufûl: vefat, ölme [81] koþup: bu kelime cümlede anlamsýz kalýyor. “koþuk”(mecazen þiirli mezartaþý anlamýnda) olarak okunabilir. [82] Ýftihâr etmek: övünmek [83] zât-ý azîz: yüce varlýk [84] nâgehân: ansýzýn, birdenbire [85] bâd-ý hazân: hazan, sonbahar rüzgarý [86] beyabân: çöl, sahra [87] nigehbân / nigâhbân: bakan, gözleyen, bekçi, muhafýz [88] rehber-i irfân: irfan, bilgi rehberi, kýlavuzu [89] bedelen: bedel olarak, karþýlýðýnda [90] nakl: taþýmak [91] nâþ / naaþ: cenaze [92] Efgân Oðuzu: ayrý iki kelime olarak Afgan ve Oðuz(Türk) Müslümanlarý; tek bir ifade olarak orta Asya Türkleri. [93] Yârân: dostlar, sevenler [94] mevt: ölüm [95] hamel(e): yüklenmiþ olanlar yani melekler [96] Ýfrit: korkunç ve zararlý bir yaratýk [97] mürþid-i es’ad-ý dergâh-ý kelâmî: kelamî dergahýnýn en mes’ud mürþidi (Es’ad Erbilî) [98] giryân: aðlayan, gözyaþý döken [99] âb-ý rûy-ý urefâ: ariflerin, alimlerin yüz suyu [100] mürîdân u muhibbân-ý kirâmî: deðerli sevenleri ve talebeleri [101] zevk-i tevhîd: Allâh’ý birleme zevki [102] bedîdâr: görünür, açýk, zahir, belli [103] ders-i fütüvvet: güzel ahlâk dersi [104] nazar atmak: bakmak, ilgi göstermek [105] memât: ölüm [106] vücûd-ý eþref: þerefli bir vücud, varlýk [107] zümre-i aktâb: kutublar(manevî liderler) zümresi [108] halef: halife, vekil [109] darbe-i kahr: elem, keder , cefa darbesi [110] rubâî: dörtlük, dört satýrdan oluþan þiir [111] göçtü ulu sultân-ý zamân Ahmed Aða” mýsra’ýndaki kelimeler ebced hesabýyla H. 1389’u vermektedir.
|
| < Önceki |
|---|
Güzel Ahlaký 
